Daha sonra bir doktor arkadaşımdan, hastane hakkında daha
Bir Anı...
Adnan OKTAR Bey ile ilk görüşmem...
Tıp Fakültesi'nde öğrenci iken doktor arkadaşarımla birlikte
sonra, daha detaylı bilgi almıştım. Bu aldığım bilgilere göre; 13
rotasyon için birçok hastaneye gidiyorduk. Adnan Oktar Bey'i de
ilk defa Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde katıldı-
lanıyormuş. Bu cinayetler, hastalar tarafından işendiği için, hu-
ğımız bir rotasyon esnasında görmüştüm.
Kendisi hastanenin 14 A Servisinde kalıyordu. Bu servis ço-
ğunluğu cinayet işemiş olan ileri derecede akıl hastalarının bu-
Bu yüzden hasta çığlıklarının binanın dışına kadar taştığı herkes-
lunduğu çok korkunç bir yerdi.
ce bilinen bir durummuş. Kaldığı bu bölümün bir özelliği olarak,
Burada yaklaşık 250-300 kadar hasta toplu halde bulunuyor
saldırgan hastaların bir kısmına yüksek oranda verilen haldolün
ve salonda geziniyorlardı. Akıl hastalarının tamamı şuuru kapalı
etkisiyle başarı geri gidiyor; boyunda, kollarda, bacaklarda şid-
ve saldırgandı. Hastaların bir kısmı gözlerini iri iri açmış anlam-
detli kasılmalar oluyor, hastalar bu şekilde zararsız hale getirili-
sız bakışarla etrafına bakıyor, kimi garip anlamsız sesler çıkarı-
yormuş. Hastaların sakinleştirilmesinde uygulanan çözümlerden
yordu. Hepsinin üstleri başarı perişan bir görünümdeydi.
bir diğeri de, şok verilerek sakinleştirilmeleriymiş.
Öğrencilerle birlikte salonun sonuna doğru ilerlediğimizde
Bir insanın 10 ayını böyle saldırgan, şuuru kapalı akıl hasta-
tuvaletten bozma küçük bir hücrede, Adnan Oktar Bey ile karşı-
larının arasında geçirmiş olması, hiç şüphesiz olağanüstü meta-
laştık. Bu karşılaşma beni ve benimle birlikte orada olan herkesi
net ve sabır gerektiren bir şeydir. İşte Adnan Oktar Bey'in bu me-
çok etkilemişti. Salon baştan başa pis kokarken, o rutubetten sı-
taneti ve sabrı beni çok şaşırtmıştı. Bana hep sorulan bir soru var,
vaları dökülmüş yıkık-dökük birkaç metrekarelik yeri kendi im-
"bu kadar iftiraya, ithama karşı nasıl bu kadar sabırlısın ya da ne-
kanları ile tertemiz yapmıştı. Bulunduğu ortam mis gibi kokuyor-
den kimseye kızmıyorsun" diye. Ben metanetin, sabrın ve güzel
du. Çok şık ve temiz giyimliydi. Çok yakışıklı, çok heybetli görü-
ahlakın ilk dersini Şilen orada almıştım. Çünkü, o şartlarda ve o
nümü olan bir insandı. Böyle korkunç bir ortamda, böylesine
ortamda bile kendisi çok rahat gözüküyordu. Son derece huzur-
medeni, beyefendi, sevecen bir insana rastlamıştık. İşte bu zıtlık
lu, sevecen, sempatik bir üslubu vardı. Ayrıca hastaların hepsinin
bizim kendisinden çok fazla etkilenmemize neden olmuştu.
onu çok sevdiği belliydi. Çünkü, onlarla çok şefkatli ve insancıl
Hücresinde Yahudilik ve Masonluk kitabının 3. baskısının
tashihlerini yapıyordu. Yanında birçok kitap vardı. Arkadaşıma
bir kitap hediye etti, bana da kitabının üçüncü baskısının bir
kopyasını verdi. Ama aramızda karşılıklı bir konuşma olmadı. Et-
rafında toplanan kalabalık öğrenci grubu büyük bir hayranlıkla
onu dinliyordu ve hiç kimseden çıt dahi çıkmıyordu. Ses tonu,
kültürü ve üslubu olağanüstü etkileyiciydi. Çok zeki ve keskin
bakışarı vardı. Hiç unutamıyorum, gözlerinin rengi deniz yeşili-
ydi. Hayatımda bu kadar güzel göz gördüğümü hatırlamıyorum.
Ben kendisini 20-30 dakika kadar kısa bir süre görmüştüm.
Ben Orada 30 senede alacağım dersi 30 dakikada almıştım. İlk
Rotasyondan sonra ben, arkadaşarıma o görüşmenin beni
olarak devlete saygıyı öğrendim. 10 ay boyunca çok zor koşul-
larda, akıl hastalarının arasında, haksız olarak kalmış olan Ad-
nan Oktar Bey, sinirli ve öfkeli olması gerekirken, hiçbir şekilde
öfkeli ve sinirli değildi. Bir cümle nedeniyle akıl hastanesinde 10
ay yatmaya kim olsa dayanamazdı. Ama öğrendiğim kadarıyla,
o devlet aleyhine tek kelime bile söylememiş; hep "bir hayır var-
dır" demiş. "Niçin ben burdayım" diye bir kez dahi şikayetçi ol-
mamış. Biz birkaç saatliğine bile orada olmaktan çok ürkmüştük,
oysa ki o, o kadar medeni ve tertemiz bir insan olmasına rağmen
üstü başı kirli, doğal ihtiyaçlarının bile farkına varamayan insan-
Bir müslümanın Kuran'a göre öncelikli olarak dikkat etmesi
ların arasında 10 ay kalmıştı.
gereken şeylerden biri Peygamberlerin tavır ve ahlaklarını kendi-
sine örnek almasıdır. Allah Ahzap Suresi'nin 21. Ayetinde "An-
Hemen hepsi cinayet işemiş olan akıl hastalarının bulundu-
dolsun, sizin için Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve çokça zik-
ğu bu yerde bir tek Şkir suçlusu olarak o vardı. Sonradan öğre-
redenler için Allah'ın resulünde güzel bir örnek vardır" şeklinde
nebildiğim kadarıyla "Türk milletindenim, İslam Ümmetinde-
buyurmuştur. Ben, Sayın Adnan Oktar'ı bu ayette belirtildiği gibi
nim" diye bir sözü gazetede yayınlandığı için 19 ay yargılanmış
peygamber ahlakını kendisine örnek alan bir kişi olarak görüyo-
ve mahkemesi daha sonra beraatle sonuçlanmış. Çünkü aynı id-
rum. Bu benim de kendime hedef aldığım bir konudur. Peygam-
dianameyi yazan savcı 19 ay sonra aynı konuda hiçbir suç un-
berlerimizin tavırları her müslümanın yaşaması gereken güzel
suru olmadığını söylemiş. Açıkçası, söylediği bir cümle yüzün-
ahlak örnekleridir.
den öyle bir yerde olması çok garibime gitmişti. Beni en az bu
kadar şaşırtan bir başka konu da; bütün hastaların, arkadaşarı ve
Kendisi ile ikinci görüşmem ise, Amerika'da ihtisasımı yapar-
diğer yakınları ile görüşmesi serbestken onun telefon etmesinin
ken, seyahat için Türkiye'ye geldiğim bir dönemde, bir arkada-
dahi yasak olmasıydı. Hemşireleri hatta doktorları da etkilediği
şım vasıtası ile olmuştur. Yaklaşık 15 dakika süren bu görüşmem-
için onun dışarı çıkması ve başka kişilerle görüşmesi yasaklan-
de, bana ülkeme dönmemi ve mesleğime devam etmemi tavsiye
mış. Hemşire odasına da sadece avukatı ve birinci dereceden ya-
etti. Bu görüşmenin üzerimde çok derin tesirleri oldu ve bir müd-
kın akrabaları dışında kimseyle görüşmeyeceğine dair yazı asıl-
det sonra sürekli kalmak üzere memleketime döndüm. Bundan
mış. Duyduğuma göre hemşirelerin önünde Yıldırım Aktuna da
sonra kendileriyle tekrar görüşme imkanım olmadı ama eğer be-
bizzat açıklamış bu hususu.
ni çağırırlarsa kendisi ile yeniden görüşmekten şeref duyarım.
ANA SAYFA
A ve 14 A bölümlerinde ölümle neticelenen kavgalara sikça rast-
kuki bir isem yapilamadigindan cezasiz kaliyormus. Hirçinlasan
yahut itaatsizlik yapan hastalar dövülerek cezalandiriliyormus.
konusuyordu. Hatta kendisine, "doktor bey" diye hitap etmeleri
kımlı giyimiydi. Abartılı temizliği dikkatimi çekmişti. Dişeri inci
derece etkilemişti, ondan sonra ben de öyle şık giyinmeye baş-
vermezdim, rahat giyinirdim, ancak kendisinin giyimi beni son
yordu, sastim kaldim. O zamanlar ben kiyafetlerime pek önem
gibi bembeyazdi. O güç sartlarda öylesine temizligi nasil sagli-
sinden ögrendim. Beni etkileyen diger yönü, tertemiz, sik ve ba-
digi yiyecekleri onlara dagitiyormus. Orada cömertligi de kendi-
dikkatimi çekmisti. Sonra hastalarla konustum. Annesinin getir-
artti. Bu nedenle ben Adnan Oktar Bey'in sahsina duydugum
bir seref oldugunu anladim. Kendisine olan hayranligim daha da
larda bulunulmus. Bu iddianin kendisi için tarihe geçen büyük
gunu bildirmis. Allah yolunda mücadele edenlere bu tarz itham-
Allah kendi yolunda mücadele eden herkesin zor bir tarihi oldu-
hayatimi degistirmisti. O zamandan sonra Kuran'da okudum ki,
hiç etkilemedigini söylemistim, oysa benligimi sarmisti, bütün
ladım.
lüman kisiliginden kaynaklandigini da açikladim.
saygiyi her firsatta dile getirdim. Ve bunun kendisinin basta müs-