img
BELGE 16
ÇEŞİTLİ GAZETELERDE YAYINLANAN RÖPORTAJLARIM
başagıcı ile sonunu. Beni anlıyorsunuz değil mi? Dolayısıyla hayatınızda olan
HÜRRİYET GAZETESİ
herşeyi bilmiş oluyor. İnsanın aklına, önceden nasıl biliyordu gibi sorular gele-
20 HAZİRAN 1999 PAZAR
bilir ama mesele şunu anlamakta: Tanrı için öncesi, sonrası yok! Çünkü "önce"
ve "sonra" zaman boyutundaki kavramlar. Klasik kader anlayışından farklı bir
AYŞE ARMAN İLE SÖYLEŞİM:
şeyden söz ediyorum.
"ALGILAYAN YOKSA
"Yani ben yan gelip yatayım, hiç çaba harcamayayım, ne gelirse başıma na-
ZAMAN DA YOKTUR"
sıl olsa O'ndan" değil!
Elbette değil. Ama herşey onun belirlediği gibi. Bunu idrak edince de, huzurlu
Bağışadığımız kanların yaratabileceği "stratejik
ve güvenli oluyorsunuz. Sizi yaratmış olan gücün kontrolünde herşey. Dolayı-
sakıncalar" tartışıladursun, M.D. Anderson has-
sıyla ben hiç kafa yormuyorum, endişe duymuyorum. Bir nehir yatağı olduğu-
tanesinden Oktar Babuna'ya gelen bir faksla al-
nu düşünün. Nehrin akıntısıyla gidiyorsunuz. Siz nereye doğru akacağınızı,
tıda altı uyumlu iliğin bulunduğu müjdeleni-
hangi taşara çarpacağınızı bilmiyorsunuz oysa herşey belli.
yordu. Biraz tuhaf bir durum tabii, üç gün önce
İyi de Tanrı size "Sen lösemi oldun, M.D. Anderson iyi bir hastane, oraya git
ben konuştum, kaderden Şlan bahsettik, küt diye ilik bulundu. Üzerime hiç
alınmak istemem, asla keramet bende demiyorum ama benim temiz kalbimin
demiyor ki! Siz kendiniz gidiyorsunuz. Demek istiyorum ki, şu nehir örneğin-
de etkisi olmuş olabilir! Bir ihtimal. Yani algılayana bağlı... Röportaj talebinde
de söyler misiniz, nerede "özgür irade"?
bulunduğum ve beni refüze eden herkese duyrulur! Bu fırsatla Oktar Babu-
Sorunuza ben de soruyla cevap vereyim: Kaderiniz belliyse, ki öyle, herşey
na'yla üç gün önce yaptığım görüşmenin kafa karıştırıcı, metaŞzik ve kaderle
Tanrı'nın kontrolündeyse, ki öyle, evet nerede özgür irade, nerede?
ilgili bölümlerini sizinle paylaşmaya karar verdim. Bu Oktar Babuna farklı biri,
farklı bir dilde, farklı bir tonda konuşuyor...
YARIM SANİYELİK KADER
Siz lösemi hastasısınız, ben ise, bildiğim kadarıyla değilim. Ama aynı du-
rumdayız sanki. Hiç farklı değilmişiz gibi! Siz insana bu hissi vermiyorsunuz,
Yani biz zavallı insanlar, bir şeyi yapmaya karar veriyoruz, biz o kararı ken-
nasıl oluyor bu?
dimiz verdik zannediyoruz, oysa durum hiç de öyle değil, o karar çoktan daha
Sanırım arkasında inanç yatıyor.
önceden verilmiş. Böyle bir şey söylemek istediğiniz, öyle mi?
Peki o zaman soru şu: İnançlarınızda bir farklılık oldu mu?
Kaliforniya'da bir takım deneyler yapıldı. Hastaların beyinlerine elektrodlar
bağlandı. Hastanın sağ elini kaldırıp indirmesi isteniyor. Kendi iradesiyle yapa-
Tanrı'ya olan yakınlığı artıyor insanın. Ve biliyor musunuz doğru, herkesin ba-
cak. Yapma anına da kendisi karar verecek. Sol eliyle de işemekte olan bir sa-
şına, her an, herşey gelebiliyor. Bu ev dört kere yandı mesela. Tuhaf değil mi?
ati durduracak. Yani elini kaldırmaya karar verdiği anda saate basacak. Ortaya
Dört kere yanarbir ev? Tanrı insanın başına bir çok şey verebiliyor. Ama ko-
ne çıktı biliyor musunuz? Hasta elini kaldırmaya karar verdiği andan yarım sa-
laylık da vermeyi ihmal etmiyor. Ben hastalığımı hiç hissetmedim. Tüm kanser
niye önce, beyni harekete geçmiş. Yani, siz bir şeyi yapmaya karar verdiğiniz
hastalarının yaşadığı birçok acıyı yaşamadım. Bir kere bile! Elbette ki şükredi-
anda zaten bu yapılacak hareket planlanmış ve çoktan herekete geçirilmiş. Söz
yorum. Doktorlar da hayret ettiler, sürekli "Bir nevi mucize bu!" dediler. Meta-
konusu bilim adamları da diyorlar ki: Öyleyse kader denilen şeyi bu süreye sığ-
Şzik şeyler bu anlattıklarım. İyi moralle ilgisi yok. Morali yüksek olan birçok
dırabiliriz.
hasta var ama onların başına gelmiyor. Lösemi sayesinde dine bakış açım de-
Herşey baştan belli yani.
ğişti. Şunu çok iyi anladım: Herşey kader dahilinde oluyor.
Daha fazla kaderci oldunuz!
Yine "Baştan" diyorsunuz. Hep zaman faktörüyle bakıyorsunuz! Peki başka bir
örnek: Komada olan bir insan için zaman yoktur. Üç sene komada kalır ve bi-
Sizin kasdettiğiniz anlamda değil. Ben elimden gelen çabayı sarfettim. M.D.
zim algıladığımız zaman onun için yoktur. Üç sene geçtiğini bilmez. Nerede
Anderson gibi dünyanın en iyi hastanelerinden birine gittim. Yani "Herşey git-
zaman boyutu? Zaman sadece algılayan için vardır. Bizler bilimsel olarak da
tiği yere varır" olmadı, öyle davranamadım. Tanrı sizin de yaptıklarınıza karşı-
bir çok şeyin cevabını bulamayız. Çünkü herşeye algılarımızla bakarız. Beş du-
lık kaderinizi belirlemiş oluyor. Kaderi anlamak için şunu iyi bilmek gerekiyor:
yumuzla. Objektif bir test etme yöntemimiz var mı? Yok. Yani algıların dışına
İnsanlar hep zaman boyutunda düşünüyorlar. Oysa Tanrı zamansızlık boyutun-
çıkıp bakmak. Dokunma nedir? Elektronlar birbirlerini itip kakıyor, değil mi?
da. Zaman bir algı. Tanrı boyutunda zaman yok. Öncesi, sonrası yok. Böyle dü-
Görme nedir? Fotonlar gelip uyarıyor. O zaman neye dayandıracaksınız? Yara-
şünmeye çalışırsanız, yani yaşamı bir an gibi algılarsanız, kaderi anlamak ko-
tanın gönderdiği bir şeye. Yani vahiylere. Yani Kuran'a!
laylaşır. Anlatabildim mi?
BEN SAMİMİYETSİZ DEĞİLİM
NEREDE ÖZGÜR İRADE
Hiç itirazım yok. Aksine sizi çok kıskandım. Birçok insanın kafa yormadığı
Hayır!
şeylere kafa yoruyorsunuz. Ama şunu sormadan edemeyeceğim: Tüm bunlar
Sıcaklık soğukluk hissi vardır. Değil mi? Bu bir algı mesela. Yani termometre-
içinde bulunduğunuz durumu haŞşetmek için kendi kendinize yarattığınız bir
den bağımsız. Siz termometreyi istediğiniz gibi ayarlayabilirsiniz. İstediğiniz
savunma mekanizması olabilir mi? Yani eskiden bu konularla şimdi olduğu ka-
rakamı koyabilirsiniz. Ama sıcaklık, soğukluk hissi değişmez. Yani algılayana
dar ilgili miydiniz?
bağlıdır. Ama algılayan yoksa, sıcaklık ve soğukluk da yoktur! Zaman da, tıpkı
Artık diyebilirim. Ama eskiden de ilgiliydim. Bu süre zarfında defalarca Kuran'ı
böyle. Yalnızca bir algı ve saatten bağımsız. Evet, zaman geçme hissi var. Ama
okudum. Otuza yakın da metaŞzikle ilgili kitap. Doğru, hastalıklar farklı açılar-
sizin hafızanız tamamen yok olsa, yani onu kaldırdığınız zaman, zaman mef-
dan olaylara bakmanıza, daha önce kafa yormadığınız şeylere kafa yormanıza
humu ortadan kalkıyor.
neden oluyor. Bu hep böyledir. Doktorluğum sırasında da çok gözledim: Ame-
Siz beyin cerrahısınız, ben değilim. Zaten bugün kamyon çarpmış gibiyim.
liyata girmeye yakın, hastalar inançlarına dört elle sarılır. Kuran'I ayırmazlar
Tüm bunları bir türlü çözemiyorum.
yanlarından! Ama iyileşince eski hallerine dönerler, Kuran'I bir kenara bırakır-
Zaman ve mekan boyutu insan için olan birşey. Zaman, o kadar rölatif birşey
lar! Bu hal beni çok güldürürdü. Ama aynı zamanda da düşündürürdü. Ne di-
ki. Hıza bağlı mesela. Yani ışık hızına çıktığınızda, zaman çok yavaşar. Ya da
yebilirim ki size? Ben samimiyetsiz değilim.
bir yıldızın yanından geçerken. Böyle teoriler var biliyorsunuz, zaman ve me-
Peki son soru: İlik Bankası kurulursa, bir anlamıyla Oktar Babuna, "kalıcı"
kan kavramları eğilip bükülür. Ya da kara noktalarda sonsuzluğa doğru gider.
olacak?
Yani tamamen göreceli. Sadece algılayana bağlı. Tanrı ise başangıcı ve sonu
Kim nereye kalıyor ki! Böyle bir gayretim de, beklentim de yok. Hepimiz bura-
olmayan bir varlık. O zamanı yarattı ama kendisi zamansızlık boyutunda. Yani
da misafiriz.
sizin kaderinizi bir an olarak biliyor Tanrı. Bir nokta gibi. Bütün hayatınızın