KEMİK İLİĞİ BANKASI KURULMASI KAMPANYASI
Giriş
Türkiye'nin Ulusal Kemik İliği Bankası'nı kurmak ve Türk Milleti'ni lösemi tehlikesinden korumak amacıyla, 1999 yılının Mart ayı ortalarında, beyin cerrahı Dr. Oktar Babuna öncülüğünde büyük bir kampanya başlatıldı. Dünyada eşi benzeri görülmemiş bu kampanya, kısa zamanda çok büyük bir sivil hareket haline geldi ve Türk Milleti'nin birlik ve beraberliğinin, toplumsal dayanışma ve özverinin en güzel örneklerinden birini oluşturdu.
Ülkemizde, her yıl lösemiye yakalanan 3000 hasta için büyük bir umut ışığı olan bu kampanyada 3 ay gibi kısa bir sürede 150.000 kişi kan taramasından geçirildi. Başta Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel olmak üzere, Başbakanlık, Genelkurmay Başkanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı'nın bilgisi dahilinde yürütülen kampanya, tam anlamıyla devletin resmi bir kampanyasıdır. Kampanya Cumhurbaşkanlığı Makamı, Başbakanlık Makamı ve Genelkurmay Başkanlığı tarafından desteklendi ve Sağlık Bakanlığı da dahil olmak üzere devletin pek çok kurumu organizasyonlara bilŞil katıldı.
Kampanya çerçevesinde yurt çapında yapılan organizasyonlar Valilerin, İl Emniyet Müdürlerinin, Belediye Başkanlarının, İl Sağlık Müdürlüklerinin denetiminde yürütüldü; Sağlık Bakanlığı'na bağlı hemşireler, ambulanslar organizasyonlar için seferber edildi, Sağlık Bakanlığı personeli Şilen bu kampanyada yer aldı. Vatandaşlarımızdan toplanan kan örnekleri, İl Sağlık Müdürlerinin ve devlet hastaneleri başhekimlerinin görevlendirdiği hemşireler ve doktorlar tarafından alındı. Paşalarımız, komutanlarımız hem kan verilen yerlere gelerek, hem de kendi birliklerinde kan alımına müsaade ederek, binlerce insanımızın sağlığını ve geleceğini ilgilendiren bu çalışmaya destek oldular. Emniyet mensuplarımız hem organizasyonların huzurunu ve güvenliğini sağlayarak, hem de kan vererek kampanyaya eşi görülmemiş bir katkıda bulundular.
Ulusal Kemik İliği Bankası kurulması için yapılan çalışma devlet tarafından yürütülmüş, ancak sivil insanımızın büyük desteğiyle yürütülmüş bir kampanyadır. Milletimiz tek yürek halinde kampanyayı destekledi. Medya mensupları, sanatçılar, işadamları, sporcular, kısaca toplumun her kesiminden vatandaşlarımız, kampanya süresince yapılan çalışmalara çok büyük destek verdi; büyük bir fedakarlık ve duyarlılık örneği göstererek gönüllü olarak bu kampanyada seve seve hizmet etti. Stadyumlarda yapılan organizasyonlarda onbinlerce insanımız kan vermek üzere biraraya geldi. Halkımız kısa bir süre içinde lösemi konusunda bilinçlendi; herkes ailesi, yakınları, sevdikleri ve herşeyden önemlisi kendi geleceği için bir kemik iliği bankası kurulmasının ne kadar önemli olduğunu anladı ve bu bilinçle kampanyada üzerine düşen en küçük bir sorumluluğu dahi yerine getirmekten çekinmedi.
Kampanyanın amacı devletimize yük olmadan bu sorunu çözebilmek, vatanımız ve milletimizin geleceği için hizmette bulunabilmekti. Elbette, Türkiye'nin tek sorunu lösemi değildir ve ülkemizde başta sağlık olmak üzere, ekonomi, eğitim gibi konularda da ciddi ve üzerine gidilmesi gereken sorunlar vardır. Bu kampanyayı yürütenler, kendilerine bu konularda da yetki ve görev verildiği takdirde, aynı aşk, şevk ve heyecanla devletimize hizmet etmeye taliptirler.
Ulusal Kemik İliği Bankası kurulması çalışması devlet tarafından desteklenen bir kampanyadır
Ulusal Kemik İliği Bankası kurulması kampanyasının ilk gününden itibaren devletimizin tüm yetkili mercileri ile temasa geçilmiş, kendilerinin destek ve himayeleri alınmıştır. Kampanya Mart ayının ortalarında, Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel'in himayelerinde başlamış ve her aşaması devletimizin yetki verdiği memurlar tarafından yürütülmüştür.
25 Mart 1999 tarihinde babam Prof. Dr. Cevat Babuna, kampanya ile ilgili olarak devletimizin desteğini talep etmek ve Sayın Cumhurbaşkanımıza bilgi vermek amacıyla Cumhurbaşkanlığı Makamı'na görüşme talebinde bulunmuş ve 27 Mart 1999 tarihinde Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel'i ziyaret etmiştir. Bu ziyaret esnasında dile getirilen taleplerle ilgili olarak Cumhurbaşkanlığı 13 Nisan 1999 tarihinde gönderdiği yazıda, Sayın Cumhurbaşkanımız, "ülkemizde ilik bankası kurulmasının ve vatandaşlardan tahliller sırasında ücret alınmamasının yerinde olacağını" buyurmuşlardır. Bu yazı dağıtımla gereği için Sağlık Bakanlığı makamına da gönderilmiştir. (Belge 20)
Böylece kampanyanın daha ilk günlerinde devletimizin en yüksek mercii olan Cumhurbaşkanlığı Makamı bilgilendirilmiş ve Sayın Cumhurbaşkanımız, Sağlık Bakanlığı'na gönderdiği yazı ile gerekli işlemleri başlatmıştır.
Bu işlemin ardından yaklaşık 11 ilde yapılan toplu kan alımı organizasyonlarında başta Valilikler olmak üzere, İl Sağlık Müdürlükleri'nin ve İl Emniyet Müdürlükleri'nin denetimi ve kontrolünde kan örnekleri alınmış, ardından yurtdışına gönderilmiştir. Valilikler organizasyonlar için gerekli müsaade ve izinleri vermiş, kan alımı yapılacak mekanı tespit etmiştir. İl Sağlık Müdürlükleri de çalışmalar için gerekli tıbbi desteği sağlamış, hemşirelerini, doktorlarını görevlendirmiş ve kan verilmesi için halka gerekli duyuruları yapmışlardır. Daha sonra alınan kan örnekleri polis eskortları eşliğinde uçaklara taşınmış ve Cumhurbaşkanımızın THY'na talimatları ile "hiç bir prosedüre takılmadan" yurt dışındaki laboratuvarlara ulaştırılmıştır. Bütün bu çalışmaların resmi mercilerin bilgisi, kontrolü ve denetimi altında olduğu konusu, basında da sık sık yer almıştır. Bu konuyla ilgili haberlerden bazıları şöyledir:
- 6 Nisan 1999, ASTV Bursa Valisi Sayın Orhan Taşanlar: "Kemik iliği Bankası kurulması, özellikle çağdaş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de kurulması açısından böylesine bir kampanyaya ihtiyaç vardı."
- 6 Nisan 1999, Olay TV, Bursa Valisi Sayın Orhan Taşanlar: "Gerçekten sadece Oktar Babuna'yı kurtarma operasyonu değil, bundan sonra olabilecek herhangi bir lösemi hastalığında altyapı oluşturmak açısından çok önemli bir kampanya."
- 6 Nisan 1999, ASTV, Bursa İl Emniyet Müdürü Sayın Kemal Bayrak: "Lösemili insanlarımızın kurtulması için başlatılan bu kampanyanın istenilen sonucu alıncaya kadar devam etmesi arzusundayım."
- 6 Nisan 1999, ASTV, Bursa İl Sağlık Müdürü Sayın Murat Ünal: "Asıl amaç Türk Kemik İliği Bankası'nın kurulması, lösemi kimin başına ne zaman geleceği belli olmayan bir hastalık."
- 27 Nisan 1999, Milli Gazete: "Kocaeli Valiliği ve İzmit Büyükşehir Belediyesi tarafından organize edilen kampanya oldukça büyük ilgi gördü."
- 12 Nisan 1999, Yeni Yüzyıl: "Lösemi hastası Dr. Oktar Babuna ve diğer tüm lösemililer için Konya'da düzenlenen kan alımı kampanyasına, 8048 kişi katıldı. İl Sağlık Müdürü Orhan Satılmaz, kampanyanın 1 gün sürmesine rağmen yoğun ilgi gördüğünü belirterek, ' ...Kan örneklerinin 48 saat içerisinde test edilmek üzere Amerika'ya gitmesi gerektiğini...' ifade etmiştir."
- 12 Nisan 1999, Akit: "Çanakkale İl Sağlık Müdürü Dr. Hanefi Kaplan'dan alınan bilgiye göre, 18 Mart Spor Salonu'nda toplu kan alma organizasyonu gerçekleştirilecek. Dr. Kaplan, bugün 08:00-18:00 saatleri arasında düzenlenecek olan organizasyonda, 100 hemşire ve 25 doktorun görev yapacağını ve yaklaşık 8 bin kişiden kan örneği almayı planladıklarını kaydetti."
Görüldüğü üzere, kampanyanın her aşamasında ve her adımında devletimizin resmi yetkilileri bizzat görev almışlardır. Sivil kurumlar ve kişiler ise kampanyanın hizmet yönünü üstlenmişlerdir. Kan alınacak yerin tespiti, kan alımı için gerekli hijyenik ortamın hazırlanması, kan alımında görev alacak hemşire ve sağlık ekiplerinin belirlenmesi, kanların paketlenip yurtdışına gönderilmesi gibi faaliyetler, devletimizin yetkili kurumları ve görevlileri tarafından organize edilmiştir.
Tüm bunların yanısıra, devletimizin en yetkili isimleri, basına verdikleri demeçlerde "bu kampanyanın ülkemizin geleceği açısından ne derece önemli olduğunu ve mutlaka desteklenmesi gerektiğini" sık sık vurgulamışlar ve himayelerini eksik etmemişlerdir.
Devlet büyüklerimizle yapılan görüşmeler ve tarihleri şu şekildedir:
- 18 Mart 1999 tarihinde dönemin Sağlık Bakanı Müsteşarı Sayın Süreyya Adalı ile görüşüldü ve kendileri bu kampanyaya destek verdiklerini açıkladılar.
- 21 Mart 1999 tarihli Sabah gazetesinde Sağlık Bakanlığı'nın konu ile ilgili açıklaması şu şekilde yer aldı:
"Sağlık Bakanı Sayın Mustafa Güven Karahan ve üst düzey bürokratları bakanlığın bütçesinin doku bankası kurulması için yeterli olmamasından yakınarak, bağışlardan yararlanmayı düşündüklerini belirttiler."
- 22 Mart 1999 tarihinde Sorumlu Kurul Üyesi, dönemin Sağlık Bakanı'nı bilgi vermek amacıyla ziyaret etmiş ve Sağlık Bakanı Sayın Mustafa Güven Karahan görüşme sonrasında Interstar televizyonuna şu açıklamayı yapmıştı:
"Oktar Babuna'nın istediği şey; benimki olursa evet memnun olurum, ama bundan sonra tüm lösemi hastaları için bu olanak yaratılsın diyor, eğer mektup hafızanızdaysa çok insani bir düşünce ile görüşünü bildiriyor."
- 23 Mart 1999 Bakanlar Kurulu toplantısı sonunda Başbakanlık Basın Sözcüsü Sayın Şükrü Sina Gürel açıklama yaptı ve bu konuya gereken önemin verileceğini açıkladı.
- Başbakan Sayın Bülent Ecevit, 25 Mart 1999 tarihinde CTV Haber Müdürü İsmet Hazardağlı ile yaptığı görüşmede, bu konu ile ilgilendiğini belirtti ve programa gelen faksları da alarak programdan ayrıldı.
- 27 Mart 1999 Cumartesi günü babam Prof. Dr. Cevat Babuna ve amcam Prof. Dr. Cahit Babuna Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel'i ziyaret ettiler. Bu görüşmenin ardından Sayın Cumhurbaşkanımız şu açıklamaları yaptı: "İlik Bankası'nın kurulmuş olması fevkalade iyi olur. Ben hem her türlü himayeyi, hem her türlü desteği veririm. Yapılacak her kampanyaya da katılırım. Benden ne zaman ne isterseniz yanınızda bulacaksınız. Bu hareketi başarıya ulaştıralım."
- 16 Haziran 1999 tarihinde ISBMD laboratuvarı yetkilileri ve kampanyanın gönüllü çalışanları Hazine Müsteşar Vekili Cüneyt Sel'i ziyaret ettiler.
- 16 Haziran 1999 tarihinde ISBMD laboratuvarı yetkilileri ve kampanyanın gönüllü çalışanları TBMM Başkanı Sayın Yıldırım Akbulut'u ziyaret ettiler. Sayın Akbulut, tüm Türk Milleti'ni ve iş dünyasını bu kampanyaya destek olmaya davet etti.
- 16 Haziran 1999 tarihinde ISBMD laboratuvarı yetkilileri ve kampanyanın gönüllü çalışanları Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sayın Muzaffer Eröktem'i ziyaret ettiler.
- 17 Haziran 1999 tarihinde yeni Sayın Sağlık Bakanımız Sayın Osman Durmuş'u ISBMD laboratuvarı yetkilileri ve kampanyanın gönüllü çalışanları ziyaret etmişler ve kampanyadaki son durum hakkında kendilerini bilgilendirmişlerdir.
- Sayın Genelkurmay Başkanımız Hüseyin Kıvrıkoğlu, tüm Türk Silahlı Kuvvetleri'nde gönüllü olan personelin kan örneği vererek Ulusal Kemik İliği Bankası kurulması kampanyasına destekte bulunması yönünde talimat vermiş ve bunun üzerine askeri birliklerde kan alımına başlanmıştır. (Belge 21)
Ulusal Kemik İliği Bankası Kampanyası devletin bilgisi olmadan gelişemez
Böylesine büyük ve kapsamlı bir organizasyon asla devletimizin bilgisi ve denetimi dışında gerçekleşemez. Kanların nasıl alındığı, nasıl paketlendiği, kimler tarafından taşındığı, yurtdışına nasıl çıktığı televizyon kanallarından naklen yayınlandı, gazetelerde defalarca haber konusu oldu. Kampanyanın her aşaması milletimizin gözleri önünde gerçekleşti. Bunların herhangi bir aşamasında suç teşkil edecek bir nokta olsa idi, muhakkak devletin resmi kurumları buna daha en başından müdahale ederlerdi. Kanları İl Sağlık Müdürleri'nin görevlendirdiği hemşireler aldı, uzman doktorların gözetiminde kanlar paketlere yerleştirildi, Emniyet mensuplarının nezaretinde kan örnekleri uçaklara götürüldü, gümrük muhafaza memurlarının denetiminde uçaklara yüklendi. Tüm bunlar devletimiz ve devletimizin yüce makamlarının bilgisi olmadan gerçekleştirilebilir miydi?
1. İllerde yapılan toplu kan alımlarında o ilin en büyük kapalı spor salonları kullanıldı. Bu salonların onbinlerce insanın kan vereceği bir organizasyona açılabilmesi için Valiliğin doğrudan izni gerekmektedir. Valilik ve İl Spor Müdürlüğü'nün izni olmadan, bir spor salonu hiçbir şekilde hiçbir organizasyon için tahsis edilemez. Bunun yanısıra, toplu kan alımlarında İl Sağlık Müdürleri'nin olur ve müsaadeleri ile 100'den fazla hemşire ve sağlık görevlisi, 25'den fazla ambulans görev almıştır. Gerekli hijyenik ve sıhhi ortamın sağlanabilmesi için İl Sağlık Müdürleri bizzat organizasyon yapılan yerleri ziyaret ederek gerekli önlemleri almışlardır. Bu durumda, devletin izni olmadan bu kampanyanın yürütüldüğünü söylemek mümkün olabilir mi? (Belge 9)
2. Alınan kan örnekleri Emniyet Müdürleri'nin görevlendirdiği polis eskortları eşliğinde uçak pistinin içine kadar taşınmış ve polis memurları tarafından uçağa yüklenmiştir. Polis eskortu sağlanması ile orada görevli traŞk polislerinin paket taşımaya yardım etmesi aynı şey değildir. Eskort konvoyuna 8 ila 12 polisimiz katılmaktadır. Hiçbir polis memuru, amirinin ve üstlerinin izni ve müsaadesi olmadan herhangi bir kişiye ya da arabaya eskortluk yapabilir mi? Polis eskortu, Emniyet Müdürlerimiz tarafından, kanların güvenlik içinde yurtdışına gönderilmesinin sağlanması amacıyla görevlendirilmiştir. (Belge 1)
3. İstanbul Abdi İpekçi Spor Salonu'nda yapılan toplu kan alımı sonrasında alınan kan örnekleri Sayın Mesut Yılmaz tarafından sağlanan özel bir uçakla Almanya'ya gönderilmiştir. Sayın Mesut Yılmaz Türkiye'nin önde gelen sağ partilerinden birisinin lideridir ve başbakanlık yapmış siyasi bir şahsiyettir. Çevresinde dürüstlüğü ve mertliği ile tanınır. Kanların böyle bir makamın bilgisiyle yurt dışına çıkıyor olması yeterince güvenilir değil midir? (Belge 1)
4. Kan örnekleri yurtdışına devletin havalimanından gönderilmiştir. Tahlil için gönderilen bu kanların gümrük aşaması son derece önemlidir. Yurtdışına giden kanlar hiçbir gümrük prosedürüne takılmadan gönderilmiştir. Böyle bir şey devletimizin üst makamlarının bilgisi olmadan yapılabilir mi? Sayın Gümrük Müsteşarımız bu işlemlerde tüm bürokratik prosedürleri kaldırmıştır. İstanbul Gümrük Müdürü ve tüm gümrük muhafaza memurları kan örneklerinin yurtdışına kolaylıkla gönderilebilmesi için her türlü destek ve yardımı sağlamışlardır. Bu kolaylık sağlanmamış olsa bu kadar çok kan örneği yurtdışına çıkarılabilir mi? Tümüyle Devlet Hava Meydanları İşletmesi'nin kontrolünde olan uçak pistinin içine kadar polis eskortlarının ve sivil araçların serbestçe girmeleri mümkün olabilir mi? Tüm gümrük muhafaza memurlarına kanların yurtdışına gönderilmesiyle ilgili bilgi verilmemiş olsa bu başarılabilir mi? Gümrük memurlarımız devletin üst makamlarının onayı olmadan böyle bir sorumluluk alabilirler mi?
5. Kanlar yurt dışına devletin resmi havayolu ile gönderilmiştir. THY doğrudan Başbakanlığa bağlı ve ilgili mercilerin onayı olmadan asla kuralların dışına çıkmayan bir kurumdur. Kanların taşınmasında Cumhurbaşkanlığı Makamı'nın doğrudan THY yetkililerine sözlü talimatları olmuştur. THY'na verilen bu talimat üzerine THY yetkilileri de kan örneklerinin taşınmasında her türlü kolaylığı sağlamışlardır. Devletimizin yüce mercilerinin izni, bilgisi ve onayı olmadan binlerce kan örneği yurtdışına, devletin havayolları aracılığı ile çıkarılabilir mi? 6. Bu ülkenin muhterem Cumhurbaşkanı, kampanya ile ilgili olarak, "İlik bankasının kurulmuş olması fevkalade iyi olur. Ben hem her türlü himayeyi, hem her türlü desteği veririm. Yapılacak her kampanyaya da katılırım. Benden ne zaman ne isterseniz yanınızda bulacaksınız. Bu hareketi başarıya ulaştıralım." (28 Mart 1999, Sabah Gazetesi) diyorsa, Sayın Cumhurbaşkanımızın vatanı ve milletinin lehinde olmayan hiçbir işe müsaade etmesi asla mümkün olamayacağından, bu kampanyanın ülkemiz için son derece önemli ve faydalı olduğu açık bir gerçek değil midir? Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel'in bu desteğine rağmen, bu kampanya devletimizin bilgisi dışında gelişmiş olabilir mi? (Belge 4) 7. Bir ülkenin başkonsolosu, devletin, hükümetin ve Dışişleri Bakanlığı'nın bilgisi olmadan, bir laboratuvar yöneticisine "Türk Hükümeti adına, İstanbul Tıp Fakültesi içinde Ulusal Kemik İliği Bankası kurulmasına katkıda bulunmak üzere, Türk vatandaşlarımızın kan örneklerini ABD'deki laboratuvarlarda analiz edilmesi konusunda ISBMD adına gösterdiğiniz işbirliği için size derin teşekkürlerimi sunarım" şeklinde bir mektup yazabilir mi? Bu durumda, kendisine böyle bir mektup ulaşan kişi, bu çalışmanın devletin bilgisi altında ve devlet tarafından desteklendiğini mi, yoksa bu kampanyanın hiçbir resmi girişim olmadan, devletin kontrolü dışında geliştiğini mi düşünür?(Belge 23)
8. Devletimizin en üst düzey memurlarından biri olan İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Faruk Erzengin, Amerika ve Almanya'da çalışılan laboratuvarlara mektup yazarak hem bu organizasyonun "tamamen İstanbul Tıp Fakültesi Vakfı denetiminde olduğunu" belirtmekte, hem de verdikleri destekler nedeniyle bu kurumlara teşekkür etmektedir. Bu durum, kanların devletimizin bilgisinde ve kontrolünde yurtdışına gönderildiğinin, bu kampanyanın devletin yürüttüğü bir kampanya olduğunun delillerinden birisi değil midir? (Belge 24) 9. Dönemin Sağlık Bakanı Sayın Mustafa Güven Karahan, 23 Mart 1999 tarihinde İnterstar televizyonunda, "Oktar Babuna'nın istediği şey, benimki olursa evet memnun olurum. Ama bundan sonra, tüm lösemi hastaları için bu olanak yaratılsın diyor. Eğer mektup hafızanızdaysa, çok insani bir düşünce ile görüşünü bildiriyor" diyerek bir açıklama yaparken, Sağlık Bakanlığı'nın böyle bir organizasyondan haberinin olmadığını iddia etmek mümkün müdür?
Kampanyayı yürüten resmi kurum İstanbul Tıp Fakültesi Vakfı'dır
Kampanyayla ilgili olarak gündeme gelen iddialara rağmen, en baştan beri basına sunulan belgeler ve kamuoyuna yapılan açıklamalar gerçeklerin farklı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Çeşitli resmi yazışmalar, dilekçeler, devletin yetkili makamlarının verdiği izin belgeleri ve banka dekontları, kampanyanın nasıl başladığı, kimler tarafından organize edildiği, nasıl yürütüldüğü, toplanan bağışların nerelere harcandığı iddialarıyla ilgili en somut ve gerçekçi cevapları vermektedir.
Ulusal Kemik İliği Bankası kurulması için başlatılan kampanya İstanbul Tıp Fakültesi Vakfı tarafından yürütülmektedir. 1974 yılında dönemin Başbakanı Sayın Prof. Dr. Sadi Irmak tarafından kurulmuş olan vakfın mütevelli heyetinde ülkemizin önde gelen 40’tan fazla profesörü yer almaktadır. İstanbul Tıp Fakültesi Vakfı, 23.06.1992 Bakanlar Kurulu kararı ile vergiden muaf tutulan seçkin kurumlardan birisidir.
Vakfın Başkanlığı'nı halen İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı olan Prof. Dr. Faruk Erzengin yapmaktadır. Her dekan değişikliğinde vakfın başkanı da değişmektedir. İstanbul Tıp Fakültesi Vakfı, yöneticileri, çalışanları, adresi ve telefonu belli olan, arandığında hemen ulaşılabilecek bir kurumdur.
Antetli ve imzalı belgelerden de anlaşılacağı gibi, İstanbul Tıp Fakültesi Vakfı tarafından yürütülen bu kampanyanın başındaki isim, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Faruk Erzengin'dir. İstanbul Tıp Fakültesi Vakfı, aldığı karar ile bu çalışmada tüm yetkiyi Sayın Prof. Dr. Erzengin'e vermiş (Belge 23) ve kendisi de bu bankanın kurulabilmesi için olağanüstü bir çaba göstermiştir.
Başta devlet mercileri olmak üzere, işadamlarımıza, özel kurum ve kuruluşlara çağrılarda bulunmuş, bu çağrılarında "Ulusal Kemik İliği bankasının en az 3-4 milyon kişi kapasiteli olması gerektiğini, bunun için büyük bir şevk ve heyecanla çalıştıklarını" belirtmiş ve bu kurumların desteğini istemiştir. Prof. Erzengin, ayrıca, yurtdışındaki laboratuvarlara da vakfı tanıtan mektuplar göndermiş ve bu mektuplarda tüm yetki ve kontrolün İstanbul Tıp Fakültesi Vakfı'nda olduğunu belirtmiştir. (Belge 27)
Doku analizi yapılmak üzere kan örneklerinin toplanması, tahlil edilmesi, yurtdışındaki laboratuvarlara gönderilerek test edilmesi, bağış toplanması ve bu bağışlardan harcama yapılması gibi faaliyetler, devletin izni ve desteğiyle İstanbul Tıp Fakültesi Vakfı tarafından yürütülmüştür.
Antetli, imzalı resmi belgelerin ortaya koyduğu gibi, kampanya esnasında toplanan kan örnekleri İstanbulTıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı'nda bulunan Mikrobiyoloji laboratuvarı'nda tahlil edilmiştir. Bu tahliller neticesinde elde edilen verilerle, Tıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı'nda 54.000 kişi kapasiteli bir Kemik İliği Bankası oluşturulmuştur.
Kampanyayı yürüten İstanbul Tıp Fakültesi Vakfı'nın Başkanı Prof. Dr. Faruk Erzengin, toplanan kanların bir kısmının da yurtdışındaki laboratuvarlarda test edilmesi için, yabancı kuruluşlarla bağlantıya geçmiş ve çeşitli yazışmalarda bulunmuştur. Bu kuruluşlar, Almanya'da Stefan Morsch Stiftung ve DKMSLeben Spenden isimli laboratuvarlar, ABD'de ISBMD ve Red Cross, İtalya'da Genetica Spa. ve ayrıca Toronto ve Halifax'taki laboratuvarlardır. Kampanya çerçevesinde toplanan kan örnekleri, başta Dekan Prof. Dr.Faruk Erzengin ve Tıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mahmut Çarin olmak üzere, İstanbul Tıp Fakültesi yetkililerinin bilgisi ve onayıyla bu laboratuvarlara gönderilmiştir.
Yapılan tahlillerin ücretleri de, yine İstanbul Tıp Fakültesi Vakfı tarafından ödenmeye başlanmıştır. Ödemelerin taksitle yapılması planlanmış ve biriken bu borca ait ilk 13 taksit, İstanbul Tıp Fakültesi Vakfı tarafından ödenmiştir. Bütün bu ödemeler, Vakıf Başkanı Prof. Dr.Faruk Erzengin imzalı talimat mektuplarıyla banka transferi yapılarak gerçekleştirilmiştir. (Belge 41-53)
Bugüne kadar, yabancı laboratuvarların yaptığı tahlillerin sonuçlarının bir kısmı alınmış ve bu sonuçlar İstanbulTıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı'nda bulunan Kemik İliği Bankası'nın arşiv verilerine eklenmiştir. Halen mevcut olan bu borç ödendikçe, 150.000 kişinin bilgisi toplanarak biraraya getirilecek, başka bir deyişle Kemik İliği Bankası'nın kapasitesi 150.000 kişiye çıkarılmış olacaktır.
Tüm Türk halkını lösemi tehlikesinden korumak maksadıyla başlatılan bu kampanya kapsamında, ilk günden bu yana son derece ciddi ve titiz bir çalışma yürütülmüştür. Devletin görevlendirdiği resmi yetkililer ve müfettişler kampanyaya yönelik faaliyetlerde ve yapılan harcamalarda kanunlara muhalif hiçbir husus bulunmadığını açıklamışlardır. Basın, kamuoyu ve resmi makamlar baştan beri en ince detayına kadar herşeyden haberdardır.
Bağış hesapları İstanbul Valiliği ve İstanbul Tıp Fakültesi Vakfı tarafından açılmıştır ve tüm bağışlar resmi mercilerin denetimindedir
Kampanya için para yardımı üç farklı yöntemle toplanmaktadır. Bunlar, bankalarda açılan hesaplar, çeşitli yerlere yerleştirilen yardım kutuları (Belge 36) ve bağış kulübeleridir (Belge 37).
Yapılan bağışların tümü, resmi mercilerin ve devletin memurlarının denetimi altındadır.
Bağışların harcama yetkisi ise tamamen Prof. Dr. Faruk Erzengin'e aittir. (Belge 25) İstanbul Tıp Fakültesi Vakfı'nın mütevelli heyetinde görev alan ülkemizin 40'dan fazla seçkin profesörü tüm yetkiyi Sayın Dekan Faruk Erzengin'e devretmişlerdir. Dürüstlüğü ve hizmetleriyle tanınan, pek çok uluslararası ödüle layık görülen Prof. Dr. Erzengin bu kampanyada da büyük bir özveri ve fedakarlık ile çalışmıştır.
Halkımızın yoğun desteği ve ilgisi ile yürütülen Ulusal Kemik İliği Bankası'nın kurulması kampanyası için yardım toplama amacıyla İstanbul Valisi Sayın Erol Çakır tarafından 18 Mart 1999 tarihinde Ziraat Bankası Cağaloğlu Şubesinde il genelinde yardım hesabı açılmıştır (Belge 36). Istanbul Tıp Fakültesi Vakfı Dekanı Prof. Dr. Faruk Erzengin'in kontrolünde, 3 doktordan oluşan sorumlu bir kurul tarafından bu hesapta 1 yıl süre ile yardım toplanmasına Sayın Valiliğimizin 19 Mart 1999 tarih ve 1236 yazıları ile izin verilmiştir. Bu hesap, Türkiye'nin değerli doktorlarından Prof. Dr. Hasan Serdaroğlu, Prof. Dr. Önay Yalçın ve Prof. Dr. Ayten Vardar tarafından açılmıştır. Şu anda, hesap, sorumlu kurul üyesi olan 3 doktor, 1 komisyon başkanı ve 2 denetçinin imza ve onayıyla kullanılabilmektedir. Ve bu hesap, mali müşavirlerin denetimine açıktır. Bu durum, kampanya esnasında kamuoyuna da duyurulmuş ve her 15-20 günde bir basına burada toplanan yardımların nerelere harcandığına dair detaylı bilgi sunulmuştur.
İstanbul Valiliği'nin bu hesabının dışında, İstanbul Tıp Fakültesi Vakfı Dekanı Sayın Faruk Erzengin tarafından Vakıfbank, İş Bankası ve diğer bankalarda bağış hesapları açılmıştır. (Belge 31) İstanbul Tıp Fakültesi Vakfı, 23.06.1992 Bakanlar Kurulu kararı ile "vergiden muaf tutulan" kurumlardandır. Dolayısıyla, bu vakıf Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün teftişine tabidir. Kampanyaya katkıda bulunmak isteyen halkımız, bankalara giderek bağışta bulunmuş ve bu bağışların karşılığında vatandaşlarımıza banka dekontu verilmiştir.
Makbuz karşılığı bağış toplama amacıyla, İstanbul'un çeşitli noktalarına bağış kulübeleri (mobalar) kurulmuştur. Bunun için İstanbul Tıp Fakültesi Vakfı Yönetim Kurulu tarafından alınan 20 Nisan 1999 tarih ve 99Ğ3-A sayılı kararla, Valilik Makamı'na yapılan başvuru üzerine 30 Nisan 1999 tarih ve 053545 sayılı yazı ile Valilik tarafından izin verilmiştir. Bu mobalara giderek bağış yapmak isteyen vatandaşlarımız, vakıf görevlilerine makbuz karşılığı bağış yapabilmişlerdir.
Ayrıca, bu kampanyanın amacına daha çabuk ulaşabilmesi için halkımızın toplu bulunduğu alışveriş merkezleri, büyük hastaneler, şirketler ve mağazalar gibi yerlere yardım kutuları koymak, belirli yerlere bağış hesaplarına ait numaraların bulunduğu aŞşler asmak için de izin alınmıştır. Bu çalışma için, İstanbul ili genelinde Emniyet Müdür Yardımcısı Sayın Hüseyin Arpacı, 06 Nisan 1999 tarihli ve B.05.1.EGM.4.34.00.12.08.99Ğ12 sayılı yazısı ve Vali Yardımcısı Sayın Osman Demir 06.04.1999 tarihli oluru ile izin vermişlerdir. (Belge 32) İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevlileri tarafından özel mühürle yerleştirilen yardım kutuları, Valilik tarafından tayin edilen denetçiler eşliğinde belirli yerlere konulmuş, daha sonra yine denetçiler eşliğinde bankada tutanak tutturularak açılmış ve toplanan yardımlar, İstanbul Valiliği hesabına aktarılmıştır.
Ulusal Kemik İliği Bankası hakkında ortaya atılan hiçbir iddianın delili yoktur.
Bu kampanya, tarihin en şereşi, en dürüst, en hayırlı kampanyalarından biri olmuştur. Her gün yeni bir iddia öne sürülmekte, ancak bu iddiaların hiç birinin ispatı sunulamamaktadır. İddiaların her biri tek tek belgeleriyle açıklanmakta, ancak ithamda bulunanlar ne bir belge ne de bir delil göstermektedir. Suçlamalarda bulunanlara, "belgeniz var mı?" diye sorulduğunda, "henüz araştırıyoruz, henüz doğrulatamadık" demektedirler. Bu, ahlaklı bir davranış değildir. Böylesine büyük ve kapsamlı bir çalışmada şüpheler olması son derece doğaldır, insanın aklına her türlü vesvese gelebilir. Eğer tereddütler oluşuyorsa, araştırılır, incelenir, net olarak tespit edilen konular kamuoyuna sunulur. Ancak bu kampanya için böyle yapılmamıştır. Çeşitli çevreler önce vesveselerini söylemişler, sonra büyük bir telaş içerisinde söylediklerine kılıf aramaya girişmişlerdir. Tüm bu iddialar hukuki sorumluluk doğuracak çok ağır suçlamalardır. Bazı kesimler tarafından hayali senaryolarla genişletilerek yayınlanan bu iddiaların hiç bir gerçeklik payı içermediği bugüne kadar yüzlerce defa ispatlanmıştır. Herşeye hayır ve güzellik gözüyle bakmamız, birbirimize sevgiyle, şefkatle, merhametle yaklaşmamız gerekir. Sürekli kusur aramak gözüyle değil. Bir olayın faydalı yönlerini görerek bakmak yapılan işin hayrını ve bereketini arttırır. Hayır gözüyle hayra yorarak düşünmek lazımdır, aksi sürekli olumsuz etkilenmeye neden olur. Bu kampanya ile 150 bin kişilik bir bankamız oldu, lösemi hastalarımız bundan faydalanabiliyor, tüm insanlarımızın geleceği için önemli bir yatırım gerçekleştirildi. Bunun huzurunu yaşamak varken, sürekli şüphe etmek, "ya şöyle ise, ya böyle ise" demek huzursuzluk yaratır. Birkaç kendini bilmez kişinin ortaya attığı, nedeni ve kaynağı bilinmez, hiçbir ispatı ve delili olmayan iddialarla Cumhuriyet tarihinin en büyük sivil hareketlerinden birini amansızca karalamak çok yersiz bir harekettir. Sayın Mesut Yılmaz'ın geçtiğimiz günlerde söylediği gibi, "Türkiye'de insanlara iftira atmak bu kadar bedeli düşük bir iş olmamalıdır. Bunun mutlaka bir bedeli olmalıdır. Ve bu bedel de mutlaka ödenmelidir."
Kemik İliği Bankası kuruldu: Milletimize hayırlı olsun
1999 Haziran ayı itibariyle Türkiye'de 150.000 kapasiteli bir Kemik İliği Bankası kurulmuştur. Tüm vatandaşlarımıza hayırlı olsun.
Bu kampanya ile Cumhuriyet tarihinin en büyük sivil organizasyonlarından biri gerçekleştirilerek, Türkiye'de kemik iliğine ihtiyaç duyan hastalar için bir umut ışığı doğmuştur.
10 yılda kapasitesi ancak 10 bin olan banka 3 ay gibi kısa bir sürede 150 bine çıkarılmıştır. Bu Türk halkının başarısıdır. Kampanyaya 7'den 70'e herkes gönülden destek vermiştir. İnsanlarımız elinden geldiğince her türlü yardımı yapmış, kimi emeğiyle, kimi parasıyla, kimi manevi yardımlarla bu kampanyaya sahip çıkmıştır. Yardımsever Türk halkının yanısıra devletin en üst makamında bulunan saygıdeğer Cumhurbaşkanımızdan nice değerli devlet büyüğümüze, milletvekillerimizden, valilerimize, emniyet müdürlerimize, köşe yazarlarımız ve sanatçılarımıza kadar herkes bu kampanyaya gönül vermiştir. Sanatçılarımız elele verip bağış topladılar, hemşireler, doktorlar, sağlık görevlileri bizzat organizasyonlara katılarak emeklerini bağışladılar. İşte bu başarı böylesine mükemmel bir işbirliği neticesinde Türk halkı tarafından elde edilmiştir. Tüm bunların yanısıra yine Cumhuriyet tarihi boyunca eşine ender rastlanır bir şekilde Genelkurmayımız tüm mehmetçikleri seferber ederek kışlalarda kan alımı yapılmasını sağlamıştır.
Ve sonunda büyük bir başarıya milletçe, elbirliğiyle imza attık. Artık lösemi hastaları yarınlara daha güvenle bakacaklar. Tüm vatandaşlarımız ve dünyanın dört bir köşesinde yaşayan Türkler bu bankaya başvurabilecekler, dertlerine deva bulabileceklerdir. Bu büyük icraat, tüm milletimize hayırlı ve uğurlu olsun. |